Arif Nihat Asya

Arif Nihat Asya

Bir kuşa yeten yuva iki kuşa da yeter.

Bir saçı okşamaz, bir alnı serinletmez, bir yelkeni şişirmez, bir eteği havalandırmazsın. Neyleyim senin gibi rüzgarı.

Bu kitabın kaç dakikada okunduğunu bırak, Kaç senede yazıldığını düşün!

Düşünüyorum, o halde varım.” demiş Descartes ama Arif Nihat Asya ise “Hayır, yanlış.Düşünülüyorum, o halde varım.” demiştir.

Duvarda bir gedik açmaya bir taşın eskimesi yeter.

En büyük acı, acıtmaz olmuş zincirlerin acısıdır; köleliği kabul etmenin, başkaldırmaktan vazgeçmenin acısıdır.

Kalemini bir silah gibi değil, bir kaşık gibi tut yoksa aç kalırsın.Diyordu bir kitabında.

Kimdik o zaman, şimdi kimin kullarıyız! Bir mutluluğun garip yoksullarıyız!

O da bir gazi olmak istedi Fakat ona anlatmak gerekti ki

Onlar senin esrarına “rüya” derler. Rüyanı hakikatlere kurban etme!

Sen hem yaşamak, hem de yaşatmak gücüsün.

Tekerleri dört köşe bir arabaya bindirdiler bizi, bir gidiştir gidiyoruz

Vazoya saksının farkını sen söyleme, çiçeklerden sor!

“Yatsın, diyerek, bari bu akşam, erken!” Annem, bana kumsalda masal söylerken. Bir tatlı hafiflikle açıldım kıyıdan enginlere… gövdem gemi, ruhum yelken.

Artık ne sefer var, ne zafer tâlibiyim. Madem ki şu hür ülkelerin sahibiyim. Lâkin, bana söyleyin çocuklar: kendi yurdumda neden böyle misafir gibiyim?

Bazen hedefim, görülmedik yerlerdi; Bazen de ağaçlar, “hazırız, çek!” derdi. Birgün, şu yakın dağları aldım önüme; Birgün bana şurada dalgalar poz verdi.

Ben bir garibim, anlatacak kıssam yok; Tattan, kokudan ve renkten hissem yok! Kaldım yarı çıplak, yarı aç, yollarda: Dünyada benim “gel!” diyecek kimsem yok!

Billur en güzel kahkahasını kırılırken attı

Dostlar, “ne kadar uykucu şeymiş!” demeyin. Rüyası için bekliyorum uykuyu ben!

Gözler kalbin aynasıdır.Ama sen yine de gözüne kalbini sorma.

İçimizden biri köprü olmaya razı olmazsa, kıyamete kadar bu suyun kıyılarını bekleriz

İnanmak;basamakların çıkamadığı yere kanatlarınla tırmanmak.

Işığı önüne al, yürü! Gölgen arkadan ister gelsin, ister gelmesin!

Kulun olarak doğmasaydım, kendiliğimden gelir fahri kulun olurdum Allah’ım!

Sanatkâr halıda gülü dikensiz yapmış ayakların incinmesin diye

Şayet geceler gebeyse gerçekten ey. Sonsuz gece, bari sen de rüyanı doğur!

Şehid olmayı göze almıyan gazi olamaz

Sen benden uzaklaşınca kalsam da yarım. Yaklaşma ki sensiz de bu dünyada varım!