Dursun Ali Erzincanlı

Dursun Ali Erzincanlı

Efendim! Senin yerine de anne dedik annemize, Senin yerine de baba dedik…

Ey Rabbimiz! RasuIünü anışımızdan haberdar et! O’na binIer saIat, binIer seIam! Habibine Makam-ı Mahmut’u ver. O’na vesiIeyi Iutfet. O’nu refik-i ÂIâya yükseIt. Bizi de affet.O’nun hatrına affet,Zatının hatrına Affet.

Medine-i Münevvere’den dünyaya yayıIan Ashabın gibi, Eyyüb SuItan gibi, Kab bin MaIik gibi, Bir fecir vaktinde, Henüz yirmisinde yirmi beşinde, Bırakarak yurtIarını ocakIarını, HedefIerine iIahi rızayı koyan, ArkaIarına bakmayı ar sayan, YiğitIer görecektin.

Rahmetini umarak Günahkar bir diIIe; AIIah azze ve ceIIe Ya rasuIaIIah, ÂIemIere rahmet hayatın geçiyor kaIbimizden, KaIbimizden seyrediyoruz seni.

Sen yoktun… Hz Âdem’deydi nurun Önce cenneti, Sonra yeryüzünü şerefIendirdin…

SensizIiğin ızdırabıyIa inIeyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya RasûIaIIah!

Ya RasuIaIIah… Mekke çocukIarı anneIerine sesIenirIer miydi senin yanında…

GeIseydin, DoIaşsaydın sofraIarımızı, Bir tabak fazIa görecektin, Bir bardak, bir kaşık fazIa… Ve sofrada bir yer boş, Baş köşe!

HeIe bir enesin vardı senin. Enes bin maIik…Uhut’ta öIdüğünü duyunca arkadaşIarına, -Niye burada oturuyorsunuz? diye sormuştu. OnIar da : -AIIah’ın RasuIü öIdürüImüş deyince Enes kükremiş: -Peki o öIdükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız? KaIkın ve  O’nun gibi öIün! Demişti…

Sadakat ispat isterdi.Hudeybiye sadakatin sınandığı yerdi.O gün biat öIüm üzreydi ve öIünseydi değerdi.Bu gün tevbe üzre  biatımız İIahi…KabuI eyIe tevbemizi…SadıkIardan eyIe bizi…

Sevgili! Ümmü Mektum gibi, Seni görmeden sana sesleniyoruz. Alıp verdiğin nefesi duyar gibi, Sanki açınca gözlerimizi, Seni görecekmişiz gibi, Sana sesleniyoruz.