Ece Ayhan

Ece Ayhan

Ama yok ne olur ağlama böyle ama yok şunun şurasında tramvaysız, çocuk olmak turunç olmak

Aşk örgütlenmektir, bir düşünün abiler!

Ben öğretmenleri sevmem. Çocukları sınıfta bırakırlar. Düzenle şu veya bu şekilde uyuşmadır bu. Mesela Köy Enstitüsü çıkışlılar sistemin dışında olduklarını ileri sürerler ama, sistemin tam göbeğindedirler. Sistemin dışında olmakla karşı olmak farklıdır.

Ben öylesine sivilim ki, sivillerin sivili, özel hayatımda da orospuların, ‘yol göstericiler’in, yersiz yurtsuzların, surlarda ve parklarda barınanların, kimsesizlerin, sokaklarda yaşayanların, dışlanmışların, orta ikiden ayrılanların, ıssız park bekçilerinin,.., müştemilatta oturanların, fallokrat kabadayıların, berduşların…kısacası tarih dışına düşürülen lümpenlerin yanında rahat ediyorum…

Bir tırnağı kırıldı diye 9 tırnağına birden kıyabilen bir kızın, kalbi kırıldığında neler …

Birgün “herkes gerçek sevdiğiyle buluşacak” dense, eminim o kadar çift yer değiştirir ki .

Devletin cüceleri nasıl iki kez ayağa kalkmak zorundaysalar, Tabiatın cüceleride bir dehliz bulmuşlardır kendi içlerinde.

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu: - Maveraünnehir nereye dökülür? En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı: - Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.

Doğuya doğru fazla giden, coğrafya yüzünden, Batıya düşer. Tersi de geçerlidir bunun.

Ece Ayhan, ölü şair. Meçhul bir aşkı yazdı. Tabiata gömüldü..

Fakir kuş hiç unutmaz, kitapların yakıldığı yıldı, Kırk kapıdan birden devletle girdiğini gördük. Başsız bir at ve içindeki solgun süslü binicisinin Dervişlere göre parçalanmış ölüm doğudan dönüyordur

Hayatın orta öğretmeni sustu, dondu gülmeleri çocukların. Bir cenaze töreninde daha ölümlü karşılamaya götürüleceğiz.

Hiç bir aşk bittiği gün bitmez aslında. Giden için çok olmuştur biteli; ama kalan için belli değildir ne zaman biteceği!

İnsanlar fazla sevilmemeye programlı galiba. Ne zaman çok sevildiğimi hissetsem gidesim gelir. Ve ne zaman çok sevsem o gider.

Keşke bazı insanlar için “imalat hatası var, geri topluyoruz” deseler..

Kim ne derse desin, tek bir gerçeği vardır aşkın; “Karşındakinin adam olup olmadığını, aşıkken değil ayrılırken anlarsın.

Merakımdan soruyorum…El ele ‘tutuşan’ bir çift gördüğünüzde sizde benim gibi üşüyormusunuz?

Onun için ki acı bir suyla üçe bölünmüştür bir kent.

Öyle Insanlarla Birlikte Olacaksın Ki; Onlar Için “Iyi Mi ?” Diye Sormadan “Iyi Ki” Var Diyebilesin.

Samyeli de dalgınlıklarla bir çocukmuş eğilip barışlıklar çizermiş evler üzerine, nasıl bir ağaçdıysak çocukken tümleçleri, özneleri nasıl unuttuysak denizde turunç olmak istiyoruz yine turunçuz da.

Seni Özlemek Nasıl Bir Borçsa Artık, Özle Özle Bitmiyor.

Şiirimiz her işi yapar abiler..

Tek dileğim ne biliyormusun? Gözlerimi kapamış senli hayaller kurarken, gözlerimi açtığımda yanımda …

Ya kal, ya da git. Ama sakın ‘bekle gelirim’ deme. Çünkü ben, şimdiye kadar giden birinin geri …

Yan yana değil de doğru doğru yürüyen bir yengece bakarak diğerleri ”sarhoş galiba ” diyebiliyorlar.

Yaptığın bunca şeye rağmen, senden bir türlü kopamamak, ne garip

Yeryüzüne nasıl dağılmıştır, tarihi düzünden okumaya ayaklanan çocuklar?

Yüreğimi korkak büyütmedim. Kaybettiklerim; dağıttığım servetimdir .

Sirasi geldi: Insanoglu, bu dünyada biz’e göre olusmus ya da olup bitmis degildir.olusmaktadir..evet insanlık sıkı şiir’e göre isin sonunda degil daha basindadir. Yeni basliyoruz..