İsyan Sözleri

İsyan Sözleri

Aşk bir elma şekeridir, şekeri yersin sapı kalır…

Ayrılıklar küçük sevgileri öldürür ama büyük sevgileri güçlendirir. Tıpkı rüzgarın mumu söndürüp yangını güçlendirdiği gibi.

Başını göğsüme yasladığında tek bir düşmanım vardır; geçip giden zaman.

Ben seni dün sevmedim, çünkü dün bitti, ben seni bugün sevmedim çünkü bugün bitecek. Ben seni yarın sevdim çünkü yarınlar hiç bitmeyecek…

Bir gün bir rüzgar eserse oralara,  benim sana olan sevgimi fısıldarsa kulağına, unutma sende bana bir tutam sevgi yolla.

Bir gün cehennemde karşılaşabiliriz, sen kalp hırsızı olduğun için, bense tanrıyı bırakıp sana taptığım için.

Dünyada 2 renk gül olsun, biri kırmızı diğeri beyaz. Sen beni unutursan kırmızılar solsun, ben seni unutursam beyazlar kefenim olsun.

Dünyada iki kör tanıdım; biri beni görmeyen sen, biri de senden başkasını görmeyen ben.

Dünyan öyle bir kararsın ki, seni aydınlatan tek ışık gözlerim olsun.

Eğer beni bu sokakta, bu semtte, bu şehirde bulamazsan sevgilim bil ki ben, gözlerinin daldığı yerdeyim.

Eğer çölde bir çiçek olsan; seni kaybetmemek için gözyaşlarımla sulardım, eğer gözümdeki bir damla yaş olsaydın, hiç ağlamazdım.

Gece midir insanı hüzünlendiren, yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen? Gece midir seni bana düşündüren yoksa ben miyim seni düşünmek için geceyi bekleyen?

Gözlerin nehir, kirpiklerin köprü olsun, ben tam üzerinden geçerken ipler kopsun, düştüğüm o yer dudakların olsun…

Gül bahçesinde geçse de ömrüm, inan üstüne gül koklamam gülüm , seni koklamak olsa da ölüm, uğrunda ölmeye değer gülüm.

Güller hep ellerinde açsın, ama dikenleri batmasın. Sevda hep seni bulsun, ama seni yaralamasın. Mutluluk hep yüreğine dolsun, ama beni unutturmasın.

Gün bir gün, sevdalanmış geceye, gecede yakamoz düşürmüş denize, o günden bugüne geceyle gündüz ayrılmaz olmuş ta ki güneş tutulup gölge düşürene dek sevdalara.

Kalbim seni unutacak kadar adi ise, ellerim onu parçalayacak kadar asildir.

Kalem olsa dünyadaki bütün ağaçlar ve bütün denizler mürekkep olsa senin şiirini yazamam yine de.

Kim bilir hangi akşam güneşle beraber bende söneceğim. Kim bilir hangi ellerden son suyumu içeceğim. Belki göremeden öleceğim ama yine de seni seveceğim.

Ölsen bile benden kurtulamazsın, kefen olur bedenini sararım, yağmur olur üzerine yağarım, çiçek olur mezarında açarım, ölsen bile benden kurtulamazsın.

Önce düştüğümde kalkmayı sonra aleve dokunduğumda acıyı, sevmeyi,  sevilmeyi öğrendim. Sonra terkedilip beklemeyi. Sayende unutulmayı da öğrendim. Her şeyi öğrendim de yalnız unutmayı öğrenemedim.

Rüyalarını gül yapraklarıyla, yatağını papatyalarla süsledim, üzerini sevgiyle örtüp tüm kabusları aldım ki, en güzel rüyaları benimle göresin.

Sarı giyer güneş olursun, mavi giyer deniz olursun, siyah giyer matem olursun, kim bilir belki bir gün, beyaz giyer benim olursun.

Sen elimden tutunca, deniz basardı içimi. Sen elimden tutunca, yüreğim yeşil yosunlara takılıp günlerce dip akıntılarının peşi sıra gitmek isterdim.

Seni benim kadar sevenler, sana benim kadar hasret kalsın.

Seni düşünür, seni özlerim. Sevgilerinin, özlemlerinin ve yalnızlığının derinliğinde ne olur beni bir kez hatırla, bir sonbahar serinliğinde…

Seni yıldızlara benzetiyorum, onlar kadar etkileyici, çekici ve güzelsin ama aranızda tek fark var onlar milyonlarca sen bir tanesin.

Sert rüzgarlar karanlık geceleri severmiş, aynı benim seni sevdiğim gibi.

Sevmek ölmektir bence, ben de sevmiştim ölmeden önce.

Üstüne `seviyorum` yazdığım bir kağıttan, sandal yapıyor, dereye bırakıyorum, ister yüzsün, ister batsın, ister bir çalıya takılsın o kağıt sandal, hep derenin bir yerinde olacak biliyorum.

Utanırım, söyleyemem yaşadığım acımasız yalnızlığı, kelimeler boğazımda düğümlenir yetmez derdimi anlatmaya, bu mu sevda dedikleri.

Yalnızlık gecelerin, ümit bekleyenlerin, hayal çaresizlerin, yağmur sokakların, tebessüm dudakların, sen ise yalnız benimsin.

Yanağına konan kar tanesi eriyip dudaklarına indiğinde, o bir damla serinliği biriyle paylaşmak istediğinde, yönünü rüzgara dön yeter. Çünkü ben o rüzgardayım.

Yanında benden yakın başka biri de olsa, her şeyi inkar etmiş inandırmış olsan da ve ona duygulanmış sevdalanmış olsan da, biliyorum bu gece beni düşüneceksin.

Yaprak döken gençliğimin satır aralarında, altı kırmızıyla çizilmiş ve tırnak içine alınmış suskunluğumun, baş harflerisin.