Kahraman Tazeoğlu

Kahraman Tazeoğlu

Acımasız olan sendin sevdiğim. Ben seninle birlikte ölebileceğimiz günü düşlerken, bensiz yaşayabilen sendin sevdiğim. Bak sana hâlâ sevdiğim diyorum; çünkü ben seni içimden terk etmedim. Çünkü ben seni intihar etmedim. Çünkü ben uğruna ölebileceğimi sandığım biri için yaşadım hep!

Anladım ki: herkesin kendine göre bir boşluğu var, anladım ki her boşluk bir başkasının ki ile dolar.

Ben bu şehirde en çok seni sevdim…

Bir yastığın altına sakladım seni acım olduğunda omzuna yaslayıp gene senle uyuyup senle uyanıyorum.

Bugün bizi beraber görenler yarın “kimdi o” diye sorarlarsa, beni detaylı anlatma. Kısaca “ömrümün geri kalanı” dersin.

Gece biz, mevsimler biz, tedirgin biz, “ihanet” bütün benliğiyle “sen”l

Gittiğinde ben Yıkıldım Ama şimdi Ayaktayım Gittiğin Yerde kal Seni Kalbimden Çıkardım…

Hiç buluşmadığımız bir yerde hiç bilmediğin bir saatte seni bekliyorum. Gelmen pekte anlam ifade etmiyor. Ben seni beklemeyi hala çok seviyorum..

İçinden geçiyor parmaklarım karanlıkta mum gibi. Sana yazıldıkça eriyor..

Karşımda bir adam var şu anda; güncesine düştüğü mayınlı satırlarla benli zamanların izini süren. Sen ki bir dar zaman mutluluğuydun yüreğime sızıveren. Ben ki yüreğinin kıyısında taşıdığın uçuruma dokunabilen ilk kadın!

Seni bir “anı” olsun diye sevmedim ve hiç aldatmadım.

Verdiğin geçici rahatsızlık için ömür dilerim senden sadece “ben sana ne yapımların kaldı bak bu ucube caddelerde susmanın onaylamak olduğunu hatırlattığın bir gecede BENİ SUSARKEN BÖLME!

..bir insanın bir insana verebileceği en değerli şeyi “yalnızlığı” bana verdiğini şimdi daha iyi anlıyorum beni kalmaya mahkum eden bir yola nasıl sevdalandığımı da..

Aklım kara kış ellerim seni üşüyor bugün günlerden soğuk..

Anne bak yine terli aşk içtim. Ateşim düşmüyor yârin yüreğine.

Aramadığın yerlerde olmayı seçiyorum nedense. Karşılaşma ihtimalimizin olmadığı… Olamayacağı… İlk ışıktan sağa dönüyorum hep. Senden değil, seninle karşılaşmaktan korkuyorum

Ben sana yenilmek için sevdim seni. Hayallerime yakıştığın için sevdim. Ama artık gitme vakti. Duymadığın sesimi sana emanet ederek, acılarıma yokluğunu ekleyerek ve nereye gidersem gideyim seninle kalarak gitme vakti…

Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder Bir açarsın ki mutluyum Bir kaparsın her şey elimden gitmiş.

Birbirimize birkaç aşk kadar, geç kalmış olmasaydık…”eğer kaybetme korkum olmadan sahip olabilir miydim sana?

Çok vagonlu bir trende her istasyonda yeniden başlayan çok seferli bir yolculuktur yalnızlık! Yalnızlık sana gelirken yolları günlerin ardında bitirmek; senden giderken yollarda “ömrümü” bitirmektir

Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil, Çünkü ayrılanlar hala sevgili..

Diyorlar ki küsme aşka daha kimler gelecek kimler geçecek Bilmiyorlar ki en son giden her şeyimi götürdü.. Bilmiyorlar ki en son giden daha sonra gelecekleri bile götürdü..

Eğer insan unutmak istemezse, bir günü bile hatırlar on yıl sonra… Ve unutmak isteyen, bir günde unutur on yılı…

Elbette unuturum sonunda en fazla bir mevsim ağlarım alışırım yalancı baharlara ama yine de biri beni kandırsın yokluğunda… ne desem kar yağıyor

En çok sana yakıştırdığım için aşkı, ‘’AŞKIM’’ diyeceğim yeniden. AŞKIM seviyorum seni..

Gelişi güzel ayrılıklardı benimki.. Senin kadar esaslı, hiç gitmedim senden.

Gözyaşların süzülüyor saçlarına doğru. Her bir damla dağlıyor beni. Bin parçaya ayrılmış bedenimin tek bir parçası bile dokunamıyor sana. Öyle uzağındayım ki.

Hiç kimsenin iyi gelmediği yerden sarıyorsun yaralarımı. Hiç kimsenin dokunamadığı yerden kanatıyorsun sonra.

Karnıma avuçlarımla bastırsam sensizliğe doyar mıyım sence..

Karşısında oturup izliyorum, O ağlıyor ben ölüyorum..

Lütfen bu kadar acımasız olma.

Ne gerek vardı sana sensiz de yalnız kalırdım. Ben zaten sen olmadan da ağlardım isteseydim eğer. Ne gerek vardı sana. Ne gerek vardı yokluğuna.

Öldüm ulan ölmekten! Kapatsana gözlerimi.

Sana diyorum sevgili. Öle-mez-sin. Kendini öldürmene izin veremem. Sendeki “ seni “ öldürebilirsin lakin sendeki beni öldü-re-mez-sin Çünkü ben sana “ hayat “ dedim. Çünkü ben sana “ umut “ dedim.

Severken “biz” giderken “sen” ve “ben” kalırken iki “aşk yoksunu”. “Aşk iki kişiden birinin yokluğudur!” anlayışında mermer sertliği deli aklı sara nöbeti. Oysa varsan vardı aşk ve yoksan yoktu her şey. Ve her şey en çok sen yokken hiçbir şeydi

Şimdiyi yok saymak, yarını ertelemek ve fotoğrafların sınırlı karelerinde, senli dünleri yaşamak da, yalnızca, yalnızken yapılacak akıl karı bir deliliktir ve delilik, yalnızlığın en yalın tanımıdır!

Siz bayım… Evet siz… Benimsiniz(!)

Susardın ve kar yağardı Gözlerinde başlardı gece Yarım kalmış kitaplarda biterdi. Alnımızda bilenen kör bir bıçaktı zaman Kırılmış aynalardı..

Usta! Hiçbir gidiş aşk kadar suçüstü yakalanmıyor kalbe.

Yokluğunun iki yakasını bir araya getirip; Varlığını ilikler misin ömrüme..

Yolumdan dönemediğim için değil, seninle hiçbir yolda yürüyemeyeceğimi bildiğim için gidiyorum. Yeryüzünün bütün aşkları senin ve beni unutabilirsin!

Acının yan etkisi, güçlü bir karakter armağan etmesidir size…

Affet Bende sevgiler mevsimlik değil öyle hiçbir saat dilimiyle kıyaslayamam düşlerimi. Sığdıramam ki seni bir ömre.

Aşka inanmak kendini sevmektir yüzündeki ünlemi bozmadan. Bilmez misin? Sana aşkın iki kişilik bir yalan olduğunu öğretmediler mi? Neden her seferinde kanıyorsun öyleyse?

Bana beni aratıp kendini bulduran yar…O kadar sıkı ki boşluğun şimdi senin boşluğunu hiçbir boşluk kandıramayacak.

Bana geldiğin yol aşk izlerinle doluydu. Bir dolu aşkın izini örtüyordu şiirlerin. Gelmek eylemi pörsümüştü adımlarında Oysa ben gelişini “milat” sayacak kadar başlıyordum aşka.

Bence sen aşkı sadece “çok sevmek” olarak algılıyorsun. Oysa karşılıklı sevmektir aşk.

Beş dakika daha ”kal”. biraz seveyim sonra ben giderim yemin ederim.

Biliyorum “yarın yeni bir gün doğacak” hikayeleri, inananı kanatır ancak. O yüzdendir sadaka vaatlere tenezzül etmeyişim..

Bir kâğıda sığar mı bir yürek? Ya da bir yürek kadar büyük olabilir mi bir kâğıt? Daha sana yaralarımı göstermedim. Kaldı ki ben Senden önce kendime tehlikeyim.

Bir otobüs aşkıydı belki bizimkisi benim yolum “son durak” seninkisi “müsait bir yer”di.

104 kayıttan 1 ile 51 arası kayıt gösteriliyor.