Komik Sözler

Komik Sözler

Amerikalı çocuklar istediği şey olmayınca evden kaçıyor, ben çocukken istediğim şey olmayınca halının üstüne yatar saatlerce ağlardım.

Anneme tişörtümdeki yağ, vişne ve kahve lekesini gösterdim, küfür etti. Reklamlarda böyle değildi. Zalımsın dünya..

Araba yarışı oynarken tuşlara daha kuvvetli bastığında arabanın daha hızlı gideceğine inanan insandan ne zarar gelebilir ki, kırmayın onu.

Asıl mesele hayvan gibi yiyip gram kilo almamak, ders çalışmayıp sınavı geçmek.

Aslında söylediklerimden çok, sakladıklarımda gizliyim. En iyisi anlamak için konuştuklarımdan çok, sustuklarıma kulak verin.

Başarılı adam karısının harcayabileceğinden fazla kazanandır. Başarılı kadın ise böyle bir adam bulandır.

Bayramlık alacağım, yastığımın altına koyacağım ve sabahı bekleyeceğim. Niye çoğalsın diye mi?

Biliyorum siz de babanız bilgisayara yaklaşınca, masaüstünü açıp anlamsız anlamsız bakıyorsunuz. Gelin şöyle, sarılalım dostlarım.

Bir gün savaş çıkarsa, counter oynayan liseliler sayesinde yenilmeyeceğimize inanıyorum.

Bir kadın ona ettiğiniz bir sözü yıllarca saklayıp gerektiği yerde müsait yerinize sokabilir.

Bir kadınla kavga ederken ilk olarak

Bir yeni mesaj: telefona koş, koltuğa atla, maraton bitirir gibi, okyanus geçer gibi aceleyle aç ve yazılan tek şeyin “tmm” olduğunu gör.

Biz 14 şubatta sevgilimle yemeğe çıkıcaz, ondan sonra parti falan kopucaz. Şaka lan şaka, sevgilimiz mi varda gezeceğiz. Evde oturup, çayla püsküt yicez.

Biz küçükken internet yoktu. Sabah erkenden kalkıp çizgi film izlerdik. Tam bir  mallık. Keşke internet olsaymış.

Bu facebook âlemi çok acımasız. Duvara acılarımı dertlerimi yazıyorum, birileri de mutlaka beğeniyor. İnsanlık çok bozulmuş.

Bugün bir kız bana saati sordu. Eğer beni böyle ucuz numaralarla tavlayabileceğini sandıysa, bravo doğru tahmin etmiş.

Burnunu karıştırırken yakalanınca, hemen yüzünü kasıyormuş gibi yapan arkadaş, oscar moscar ne varsa senin lan!

Daha fazla; uykuya, müziğe, kitaba, giysiye, paraya, sevgiye, güneşe, denize, çikolataya, sarılmaya ve kahveye ihtiyacımız var.

Dilenciden para çalayım dedim, tekerlekli sandalyedeki adamı ayaklandırdım çok mübarek bir insanım.

Dış görünüşe önem verme. Bak elektrik süpürgesine , içindeki tüm pisliğe rağmen çekici.

Dışarı çıkmak istemiyorum ama evde de sıkılıyorum. İnsanları sevmiyorum ama yalnız kalınca da bunalıyorum. Nasıl bir insanım ben de bilmiyorum.

Erkeğin yalan söyleyeni değil de, yalan söylerken yakalananı çok fena. Hem yalancı, hem de beceriksiz. Duble gerizekalı.

Eşli okey oynuyoruz, kıza tek taş diyorum. Düz bir alyansa bile razıyım diyor. Ya arkadaş sizin kafa başka bir şeye çalışmaz mı?

Farkında mısınız? Erik ağacına dalmayan, eline misket almamış, taso oynamamış ve mahalle maçında kavga etmemiş saçma bir nesil yetişiyor.

Gece korktuğumuz da yorganı kafamıza kadar niye çekiyoruz? Hırsız ya da katil gelse “Üzerinde yorgan var lan kıyamam, öldüremem.” mi diyecek?

Gel dolmuşta yanımda oturan teyze gel tüm mesajları beraber yazalım tek okumakla kalma fikir falan ver yorum da yap bari gel.

Hababam Sınıfı müziğinin hızlı hızlı çalınca çok eğlenceli, yavaş yavaş çalınca çok hüzünlü olmasının sırrını, hayatım boyunca çözemeyeceğim, çözemeyeceksin, çözemeyecekler.

Hani kolaların üzerine soğuk içiniz yazar ya, acaba kaynatarak içen olur mu?

Hava öyle güzel ki bilgisayar başında kendimi suçlu gibi hissediyorum.

Hayat yalanmış, dünya yalanmış, aşk yalanmış, sevgi yalanmış, o yalanmış, bu yalanmış. Kim yaladı la bunların hepsini. Pis insanlar…

Hayatta 3 şeyi seviyorum; suyun akışı, güneşin batışı, bir de kendi bakışımı.

Her yıl düzenli olarak kullandığım cümle “Geçen yıl çok salakmışım”.

İlkokulda nöbetçi öğrenci diye bir şey vardı. Bunlar işlerini çok ciddiye alırlardı, sanırsın Topkapı Sarayını koruyorlar.

İnsanın zor günlerinde yanında dostlarının olması ne güzel. Teşekkürler terlik, çay, kahve, müzikler, yemekler, bilgisayar ve aynam.

İnsanlar ikiye ayrılır, şampuanı direk kafasına dökenler ve şampuanı ilk önce eline dökenler.

Islak mendil ile önce yüzünü, sonra elini, sonra masayı ve en sonda ayakkabılarını silen tek milletiz.

Kadınlar lugatında  “napıyorsan yap” cümlesi, nasılsa ben senin burnundan fitil fitil getiririm! Anlamına gelir.

Kahrolsun psikolojisi düzgün insanlar. Yaşasın tam bağımsız ruh hastaları.

Kız arkadaşımı o kadar seviyorum ki, eskimesin diye başkalarının kız arkadaşlarını kullanıyorum.

Kız olmuş 25 kilo hala “ Ooff acil kilo vermem lazım” diyor. Firavun mu olacaksın be bacım. Zaten fosilleşmişsin, git göm kendini.

Kızın favorileri çenesine gelmiş, “bütün erkekler aynısınız” yazıyor. Sende aynısın, bizden farkın yok…

Laptopumu koluma takarım, salonda üç beş tur atarım, olmadı bide televizyon yaparım, gördüğünüz gibi çok yalnızım.

Millet köpeğini bile psikoloğa götürüyor, ailem beni bir kere bile götürmedi. Sonra buzdolabına uçan tekme atınca ben suçlu oluyorum.

Millet ruh ikizini buluyor, ben 5 dakikadır çorabımın diğer tekini bulamadım. Nerde yanlış yapıyorum acaba?

Millet sevgilisiyle gezsin dursun, ben hala çaydanlıktaki tipime bakıp güleyim.

Misafirlikte tıka basa yediğin halde, sofradan kalkarken laf olsun diye “hani ne yedin ki” diyen, ev sahibinin önüne kusup “ahanda bunu yedim” diyesim var.

Nerelisin?’ diye sormuştu. Oralı olmadım. Tepkisizliğimi görünce o da oralı olmadı. Artık ikimizde oralı değildik. Hemşeri sayılırdık.

O kadar yalnızım ki; ağzımla mesaj sesi çıkarıp, telefonuma bakıyorum.

O kadar yoruldum ki artık hayattan, yoldan geçen bir taksiyi çevirip; ‘uzaklaşan hayallerimi takip et.’ diyesim var

Okul nasıl? Dersler, karne nasıl? Diye sıralayan büyüklerimize; Kalbin nasıl? Şeker, tansiyon ne durumda? Ya kolesterol?

Otobüste falan kulaklığın tekini isteyen arkadaş modeli var ya. Al al ayakkabının tekini de al. Ceketin bir kolunu da sen giy. Çekinme.

144 kayıttan 1 ile 51 arası kayıt gösteriliyor.