Küçük İskender

Küçük İskender

10'suzum ama. 100'süz değilim.!

Affedilen vazgeçilendir. O, affedildi. Çünkü ondan vazgeçildi!

Annem: neyin var? Diyerek böldü sessizliğimi. Bende gittiğini ve kaybettiğimi söyledim. O da saçlarımı okşayıp; “Üzülme evladım! Cana geleceğine mal’a gelsin” dedi.

Aşkı yüksek yerlere kaldırmalı ve üzerine şu not yazılmalı; ‘Alçak’ların ulaşamayacağı yerlere saklayın.’

Ayrılmak mı istiyorsun? Sabaha karşı kalkan ilk uçakla git mesela. Ben bir kadeh daha içersem pilot olurum bindiğin uçağa.

Bazı kızları yeni açılan mağazalara benzetiyorum, bekledikleri ilgiyi görmeyince zararına veriyorlar.

Ben bir silahım! Ama hiçbir silah yaralamaz insanı, bir başka insan olmadan!

Ben zilzurna sarhoş olsam da yaşadıklarımdan çıkarken hesabı ödeyecek kadar ayığım.

Bilirsin beceremem yaşamayı. Bir damla su olsam, gider rakıya damlarım..

Bir plak olsam. Zeki Müren çalsam, bozulsam. Aynı yerde takılsam, hep tekrarlasam. Elbet bir gün buluşacağız.

Bir silahın şarjöründe tanışan iki soğuk mermi gibi, aynı bedene sıkılan iki el kursun gibi, katille kurban arasında o birkaç saniyelik telaşla sevmiştim seni.

Bu gece alkolle sabahla; ona de ki: ben kanıma kırmızı rengi veren kişiyi kaybettim.

Eğer benim olsaydı sana zaman hediye ederdim. Elimde değil. Ancak şimdi sana koca bir boşluk getiriyorum kucağımda. İçinde saf sözcükler ve dağılmış bir ben olan. Zamanlı zamansız. Tamamen senin. İstediğin gibi doldur. Sevdiğin kadar anla, anladığın kadar sahip ol!

Geri gelmemelisin. Ya olduğun yerde kalmalısın ya da gittiğin yerde. Sen bu hayatta gördüğüm en hoş’çakal’sin neticede.

Gittiğinde “Boş ver dünyanın sonu değil ya” diyen dostlarıma, benim dünyamın senden ibaret olduğunu nasıl anlatabilirdim ki.

Her aşkta dönme dolaptayım ve kesiliyor elektrik ben en tepedeyken.

Her rengin bir kişiliği vardır. Her kişiliğin de bir rengi. Ben senin rengini buldum. Kahperengi.

Her şeyi geriye saymaktan yorgunum, kaç intiharım varsa o kadar sevgilim var.

Hiçbir lokantada tek başınıza oturabileceğiniz şekilde dizayn edilmiş masa bulamazsınız, toplum sizi yalnızlıktan kurtarmak için gerekirse ruh sağlığınızla oynar.

İlla 3. şahıslar girecekse aramıza, minik parmakları olan bir kızımız olsun!

Okeyde beklenen son taş gibisin. Biliyorum beklemekle gelmezsin. Zaten gelme çünkü sen gelirsen ben biterim.

Sevgilim, sevdanın sevdaya ettiğini etmez et, kemiğe!

Sevmek ifade edebilmek kadar ifadeyi unutmamaktır da.

Sigarayı bile kıskanırdım; kalbine giden yollara uğradığı için.

Tabiatın güzelliğine bak! Dedim. Ağaçlardan hiçbir şey göremiyorum dedi.

Tahterevalliden ilk kim kalkarsa yırtar, öbürünün kıçı yere vurur!

Yaptığım sakanın ardından gözlerimin içine bakıp, “aşk olsun” dediğinde “keşke!” diyebilmek için can atıyordum.

Anlamadım. Ben mi iyileşmemiş yarayım, herkes mi keskin bıçak? Sormadım. Sadece kanadım.

Aşk, ağır iştir: emekli olamazsın, sigortası yoktur, ikramiye alamazsın, yıllık tatil izni verilmez, greve kalkıştın mı yersin sopayı, her dakika lokavt tehlikesiyle burun burunasındır, kaza riski yüksektir, amatörce uğraşılır! Aşk, ağır iştir! Yol boyunca bunları şoföre dayatamazsın. O, uykuya yenilmek üzeredir, sen ise rüyaya!

Aşk, bozuk bir pusuladır; seni yanlış bedenlere götürür.

Aşkı dövmek lazım kalbe terbiyesizlik ettiğinde!

Attığın tüm zarlar kaybettirdi bana. Hani sen benim düş-eşimdin.

Ayır bizi hakim bey! Zaten görücü usulü evlendik. Ne ona sordular bunu alır mısın diye? Ne de bana sordular, Dünya’ya gelir misin diye.

Bana yol vermeyi düşünmeden önce sana verdiğim yolda yürümeyi öğren.

Belki de en sevdiğim sakarlığın, gözlerime takılıp yüreğime düşmendi.

Beni bir öküz sanma sakin sevgili, çünkü sen, o kadar hülyalı bir tren değilsin..

Benim gibisini bulamaz demişsin haklısın senin gibi şerefsizi mumla arasam bulamam.

Benimle oynadın, bir tür yükseldin; aferin! Şimdi git onunla oyna. Ama yanarsan yine benden başlama.

Bir kadın aşka inanmıyorum derken, aslında tek bir şey söylemek istiyordur: hadi beni aşka inandır.

Bırak şimdi yanaklarımı dudaklarımı. Gücün yeterse yüreğimden öp beni.

Birini kaybetmek istiyorsanız onu çok sevin yeter.

Biz ayrı dünyaların insanlarıyız dedi. Aman Allah’ım! Üzüntüden kahrolacağım. Ben iki dünya olduğunu sanan bir malı mı sevmişim?

Bu aşkın gelirinin yarısını sağır sultana bağışladım, duymazlıktan gelip seni, gitsin kulağını açtırsın, diğer yarısını sana bıraktım, kendine protez aşıklar alırsın.

Bugün kitap izledim, film okudum, müzik yedim, yemek dinledim. Aklım sendeydi, hiçbir şeyi doğru yapamadım, şaşkınım.

Dönerse senindir dönmezse zaten hiç senin olmamıştır diye bir şey yok. Dönecek! Bir katil olay mahaline mutlaka geri döner.

En basit yalanları gözüme bakarak söyleyen ahmaklar tanıdım. Bense onların cahil cesaretlerine ve kuş beyinlerine hayrandım.

Erkeklerin doğuştan bildiği ana dil. İlgisizce.

Gelin arabasının önünü kesen çocuklara verilen zarf gibi, bomboş çıkıyorum sana her ne kadar plakasında mutluyuz yazsa da.

Giderken sana ‘hoşçakal’ demek istedim. İhanetin aklıma geldi ‘hoştçakal’ diyebildim.

Gidiyormuş: ağırlaşır yağmurun iade etmediği karanlık bırak gitsin: hiçbir caddeye çıkmayacak o sokak artık.

Kalbim kırık. Dikkat et elini kesmesin!

126 kayıttan 1 ile 51 arası kayıt gösteriliyor.