Romantik Mesajlar

Romantik Mesajlar

Aşk bir elma şekeridir. Şekeri yersin sapı kalır…

Aşkı buldum gözlerinde yaşamaya başladım sözlerinle gülücüğünle mutlu olmayı öğrendim aşkım…

Aşkın ne kadar sonsuz olursa olsun bana anlatma! Yaşamak istiyorum seni doyasıya.

Başını göğsüme yasladığında tek bir düşmanım vardır: geçip giden zaman.

Ben seni dün sevmedim, çünkü dün bitti. Ben seni bugün sevmedim çünkü bugün bitecek. Ben seni yarın sevdim çünkü yarınlar hiç bitmeyecek…

Bir gün cehennemde karşılaşabiliriz. Sen kalp hırsızı olduğun için, bense tanrıyı bırakıp sana taptığım için…

Dünyada iki kör tanıdım; biri beni görmeyen sen, biri de senden başkasını görmeyen ben…

Eğer çölde bir çiçek olsan; seni kaybetmemek için gözyaşlarımla sulardım. Eğer gözümdeki bir damla yaş olsaydın seni kaybetmemek için hiç ağlamazdım.

Gece midir insani hüzünlendiren, yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen? Gece midir seni bana düşündüren yoksa ben miyim seni düşünmek için geceyi bekleyen?

Gün bir gün, sevdalanmış geceye gecede yakamoz düşürmüş denize o günden bugüne geceyle gündüz ayrılmaz olmuş ta ki güneş tutulup gölge düşürene dek sevdalara.

Kalbim seni unutacak kadar adi ise ellerim onu parçalayacak kadar asildir.

Kalem olsa dünyadaki bütün ağaçlar ve bütün denizler mürekkep olsa senin şiirini yazamam yine de…

Ne kadar zalim olursan ol bu kalp senin için atacak, ister nefret et ister sil beni, hayatında her zaman gölge olacağım.

Ölsen bile benden kurtulamazsın. Kefen olur bedenini sararım. Yağmur olur üzerine yağarım. Çiçek olur mezarında açarım. Ölsen bile benden kurtulamazsın.

Önce düştüğümde kalkmayı öğrendim sonra aleve dokunduğumda acıyı sevmeyi öğrendim sevilmeyi sonra terkedilip beklemeyi sayende unutulmayı da öğrendim her şeyi öğrendim de yalnız unutmayı öğrenemedim.

Rüyalarını gül yapraklarıyla yatağını papatyalarla süsledim, üzerini sevgiyle örtüp tüm kâbusları aldım ki en güzel rüyaları sen göresin diye…

Sana romantik sözler yazıp kalbini boyamak istemem, sana gözlerimle gözlerine sözler yazıp yaşamak isterim aşkım…

Sen bazen en zifiri karanlık gecemin güneşi, sen bazen yaşanacak hayatın cesaret verecek mutluluk yanı, sen bazen ve her zaman sevgimin tek nedenisin…

Sen elimden tutunca, deniz başardı içimi. Sen elimden tutunca, yüreğim yeşil yosunlara takılıp günlerce dip akıntılarının peşi sıra gitmek isterdim.

Seni benim kadar sevenler, sana benim kadar hasret kalsın.

Seni düşünür, seni özlerim, sevgilerin özlemlerin derinliğinde ne olur kır şeytanın bacağını bir kez beni hatırla, bir sonbahar serinliğinde…

Seni yıldızlara benzetiyorum onlar kadar etkileyici, çekici ve güzelsin ama aranızda tek fark var onlar milyonlarca sen birtanesin.

Seninle geçen zaman geleceğimdeki en güzel günlerin garantisidir.

Sert rüzgarlar karanlık geceleri severmiş, aynen benim seni sevdiğim gibi.

Sevgimiz yavaş yavaş süzülen çisil yağmur gibi ama ırmakları taşıran cinsten…

Üstüne `seviyorum` yazdığım bir kâğıttan, sandal yapıyor, dereye bırakıyorum. İster yüzsün, ister batsın, ister bir çalıya takılsın o kâğıt sandal, hep derenin bir yerinde olacak biliyorum.

Utanırım, söyleyemem yasadığım yalnızlığı, kelimeler yetmiyor ki, bu mu sevda dedikleri.

Yağmurun sesi aşkımızın fısıltısı gibi damlaların çarptığı nesnelerden çıkan tatlı sesler büyülüyor beni gözlerin gibi…

Yanağına konan kar tanesi eriyip dudaklarına indiğinde o bir damla serinliği biriyle paylaşmak istediğinde yönünü rüzgara dön yeter. Çünkü ben o rüzgârdayım…

Yanında benden yakın başka biri de olsa, her şeyi inkar etmiş inandırmış olsan da ve ona duygulanmış sevdalanmış olsan da, biliyorum bu gece beni düşüneceksin.

Yaprak döken gençliğimin satır aralarında altı kırmızıyla çizilmiş ve tırnak içine alınmış suskunluğumun baş harflerisin.

Yıllar vardır nasıl geçtiğini bilmezdim, bir gün vardır yaşamın anlamını değiştirdi bana dair; hissetmediğimi, bilmediğimi yaşattı, işte o anı senle yaşadım senle sevdim.

Ayrılıklar küçük sevgileri öldürür ama büyük sevgileri güçlendirir. Tıpkı rüzgârın mumu söndürüp yangını güçlendirdiği gibi…

Bakıyorum sana sana baktıkça yarınlarım geliyor aklıma.

Bir gün bir rüzgar eserse oralara, benim sana olan sevgimi fısıldarsa kulağına unutma sende bana bir tutam sevgi yolla…

Dünyada 2 renk gül olsun, biri kırmızı diğeri beyaz, sen beni unutursan kırmızılar solsun, ben seni unutursam beyazlar kefenim olsun.

Dünyan öyle bir kararsın ki, seni aydınlatan tek ışık gözlerim olsun.

Eğer beni bu sokakta, bu semtte, bu şehirde bulamazsan sevgilim bil ki ben, gözlerinin daldığı yerdeyim…

Gözlerin mum ışığındaki buğulu ve gizemli ışık saçıyor yüzüme sana bakınca gözlerin kilitliyor bedenimi.

Gözlerin nehir, kirpiklerin köprü olsun, ben tam üzerinden geçerken ipler kopsun, düştüğüm o yer dudakların olsun…

Gül bahçesinde geçse de ömrüm, inan üstüne gül koklamam gülüm, seni koklamak olsa da ölüm, uğrunda ölmeye değer gülüm.

Güller hep ellerinde açsın, ama dikenleri batmasın. Sevda hep seni bulsun, ama seni yaralamasın, mutluluk hep yüreğine dolsun ama beni unutturmasın.

Hadi ilk güldüğün gibi gül yüzüme sar beni ellerinle, sıkıca tut yüreğimi aşkım aşığım sana…

Kim bilir hangi akşam güneşle beraber bende söneceğim kim bilir hangi ellerden son suyumu içeceğim belki göremeden öleceğim fakat yine de seni ‘ebediyen seveceğim’.

O kadar çok bu kadar çok diyemem sevgin için aşığım sana gözlerimin ışığısın..

Sarı giyer güneş olursun, mavi giyer deniz olursun, siyah giyer matem olursun. Kim bilir belki bir gün, beyaz giyer benim olursun.

Sevmek ölmektir bence, ben de sevmiştim ölmeden önce.

Yalnızlık gecelerin, ümit bekleyenlerin, hayal çaresizlerin, yağmur sokakların, tebessüm dudakların, sen ise yalnız benimsin birtanem…