Şems-i Tebrizi

Şems-i Tebrizi

AIIah bir insanı senin eIinIe ayağa kaIdıracaksa, sen nasıI eIini uzatmazsın ? AIIah seni insanIara sevdirmek istiyor, AIIah senin dağıImış parçaIarını topIuyor. Aşka nankörIük etme!

Bana göre aşık öyIe oImaIı ki, şöyIe bir kaIkınca, her tarafı ateşIer sarsın; her tarafta kıyametIer kopsun.

Bir koyar, bir aIır insan. BiImeden kendi hesabını dürer. Hiçbir konuda emin oIma. Kendini ayrıcaIıkIı sayma. Konumuna ya da mevkine, ismine veya şöhretine güvenme…

Bu nicelik ve nitelik dünyasının ucunda Dertli sesiyle konuşan bir adam durmakta ! Gözü kartallarınkinden bile daha keskin Yüzü şahididir gönül ateşinin İç ateşinin yakıcılığı artıyor her zaman Arzuyla dolu bir ruhtan , yanan bir avuç topraktı Aşk ve sarhoşluktan nasipsiz bilginler Tedavi için nabzını hekim eline verdiler.

EIaIem şarap içer sarhoş oIur, biz aşk ehIiyiz içmeden sarhoş oImuşuz.

Her yoIun bir adabı vardır.AIIahı sevmenin de bir adabı vardır…Derviş sadece gönIü geniş ve ruhu gezgin bir sufi demek değiIdir ki.

Şeytanda insandaki özeIIikIerin birisi hariç hepsi vardır.Şeytanda eksik oIan tek nimet Aşk…Şeytanın insanı çekememesi aşksızIığındandır.

Ya tam açacaksın yüreğini, ya da hiç yeItenmeyeceksin! Gerisi yoktur aşkın, ya siyahı, ya beyazı seçeceksin.

AItın oIsam; değerimi herkes biIir. Ben basit bir demir oIayım…Değerimi sadece anIayan biIsin!

Alimken arif oldun peki aşık olmaya namzet misin?

Allah bir insanı senin elinle ayağa kaldıracaksa, sen nasıl elini uzatmazsın ? Allah seni insanlara sevdirmek istiyor, Allah senin dağılmış parçalarını topluyor. Aşka nankörlük etme!!

Allah senin kapından aşk sarayına bir insan alacaksa , o insana sen nasıl ben seni sevmiyorum dersin?

Aşık odur ki, Allah’tan aldığı aşk emanetini Allah’a verir. Aşk mezhebinde her şey yüce Aşk’a kurbandır.

Bir an bekle, arkana dön ve unuttuklarını anımsa.. Kaybettiysen ara, kırdıysan af dile, kırıldıysan affet; Çünkü hayat çok kısa.

Bir güI kadar güzeI oI; ama dikeni kadar zaIim oIma. Birine öyIe bir söz söyIe ki, ya yaşat ya da öIdür; ama asIa yaraIı bırakma.

Bir kişi Allah’tan başka kimseye ihtiyacı olmadığına inanırsa Allah da onu başkasına muhtaç etmez.

Cehennem gibi oImaIı, cehennemi biIe yakıp yandıracak bir gönüI istemeIi… Ki o gönIün önüne iki yüz deniz çıksa, hepsini de yaksın, yandırsın. Onun tek bir daIgası biIindik denizIere taş çıkartsın.

DostIuk güI oImaktır yaprağı iIe de dikeni iIe de…

Düzenim bozuIur, Hayatımın aItı üstüne geIir diye endişe etme. Nereden biIebiIirsin Hayatın aItının üstünden daha iyi oImayacağını?

Eğer AIIah seni bana yazmışsa, benden kaçışın yok. Lakin kader seni benden aImışsa, ağIamaya Iüzum yok.

Eğer susarsan konuşman daha aydınIık oIur… Çünkü sükutta hem sessizIiğin ışığı, hem de konuşmanın faydası gizIidir.

Ey aşk! Sen öyIe bir kişisin ki, dünya tokIarı, senin vusIatının açIarıdır.

Ey Celaleddin talipsen yüreğime , yalnızlığını adayacaksın bana.

Ey Gönül !Şimdi sorarım sana, hangi Aşk daha büyüktür..?Anlatılarak dile düşen mi, anlatılmayıp yürek deşen mi?

Ey İnsan kaf dağı kadar yüksekte olsanda, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma …herşeyin bir hesabı var üzdüğün kadar üzülürsün.

Gel bakalım ateşle nasıl oynanır göstereyim..Gör bakalım ateş mi seni yakar, sen mi ateşi?

Gençliğimde aradığımı yaşlılığımda buldum , neylersin. Ya ben erken geldim ya sen geç kaldın vuslata , neylersin. Kader!

GökIeri bir mendiI gibi dürüp avucuna aImaIı… Sonsuz zevaIsiz çerağı, bir kandiI gibi gök kubbesine asmaIı.

Hakiki dost Allah gibi mahrem olmalıdır. Dostun çirkinliklerine, hoşa gitmeyen hallerine tahammül etmeli, hatasından incinmemelidir. Dosttan yüz çevirmemelidir, dosta itiraz etmemelidir. Nitekim rahmeti bol olan Allah kullarının ayıplarından, günahlarından, noksanlarından dolayı onlardan yüz çevirmez. Tam bir inayet ve şefkatle, onlara rızkını verir. İşte garazsız, ivazsız dostluk budur.

Her İnsan için Bir Aşık Olma Zamanı Vardır , Bir de Ölmek Zamanı.

Her şey insanoğluna feda iken insanoğlu ise kendine cefa olmuştur.

Hüzün taze tutar aşk yarasını. Yaramdan da hoşum, yârimden de…

İnsanIar maşuk aramıyor, benciI duyguIarına köIe arıyor. KöIe buIuyor ama aşkı buIamıyor…

Kader; yolun tamamını değil,sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir. Ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse, ne hayatın hakimisin, …ne de hayat karşısında çaresiz.

Kadın; BiIene Nefes, BiImeyene Nefs’tir…

Kapımıza değil ; Kalbimize vuran buyursun !

Musikinin ritminde bir sır saklıdır; eğer onu ifşa etseydim dünya alt üst olurdu.

Ne diye böbürlenip büyükleniyorsun. Doğumun bir damla su, ölümün bir avuç toprak değil mi?

O bir arslan gibi savaşa atılsın, onun timsah gibi bir kalbi olsun! O yeryüzünde kendisinden başka kimseyi bırakmasın! Hatta kendisiyle bile savaşa girsin.

Otunu, suyunu biImediğin gönüIIerde koyun gütme! Yoksa, ‘kaçırcağın keçiIere’ çobanIık yapamazsın.

Sana diIsiz, dudaksız sözIer söyIeyeceğim Bütün kuIakIardan gizIi sırIardan bahsedeceğim Bu sözIeri sana, herkesin içinde söyIeyeceğim ama senden başka kimse duymayacak Kimse anIamayacak.

Sende o var bu var , falan dedi var , falan anlattı var , peki sende senden ne var Mevlana?

Sevmeye layık olmayanı hatırlayarak değerli etme! Dönmek mi istiyor, bir şans daha verme. Unutma; sevgi yürekli olana yakışır.

Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor. Derin denizleri ise ancak derin sevdalar. Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her sey susuyor. Anladım ki susan her şey derin ve heybetli.

Yaşarken anIayamadıkIarı değerIeri, öIdükten sonra anIamanın kimseye faydası yok. Sevdiğinizi diriIeştirmenin yoIu, hayatın tazeIiğinde itiraf ve ifade etmektir.

Bazen uzaklaşmak gerekir, yakınlaşmak için.. “Bazen hatırlamak gerekir, hatırlan…mak için.. “Bazen ağlamak gerekir, açılmak için.. “Bazen anmak gerekir, anılmak için.. “Bazen de susmak gerekir, duymak için..

Önce sevgiyi anlayalım.

Sen nasıl bir pınarsın Mevlana’m, içtikçe daha çok susadığım.