Sokrates

Sokrates

Alemde yaratılış dediğimiz değişen bir eser ile tabiattan uzak olmayan bir yaratıcı vardır. İşte O, Allah’tır.

Beş şey insanı felakete sürükler: Dostların aldatması, bilginlerden yüz çevirme, kişinin kendine hakaret etmesi, seviyesinde olmayanlara karşı böbürlenme ve arzulara uyma.

Bu dünya adaletten oluşan bir binektir. Onun üzerine zulüm ve işkence yükletile yükletile sükûneti kalmamış, bu yüzden bir gün yok olması kaçınılmaz.

Bu günün savurganı yarının dilencisidir.

Bütün bildiğim şey, bir şey bilmediğimdir.

Eğer insanlığın ruhundan bilgisizliği ve hatayı silmeyi başarırsak, insanların hareketlerindeki kötülükleri ve haksızlıkları ortadan kaldırmış oluruz.

En değerli dost, vefakâr, şefkatli ve akıllı olanıdır.

En faziletli insan, ruhen yükselmeye çalışan, en mutlu insan da yükseldiğini duyan kişidir.

Erdemsiz güzellik, kokusuz çiçeğe benzer.

Fazilet ruhun güzelliğidir.

Haksızlık yapmak, haksızlığa uğramaktan daha acıdır.

Hatalardan ders almasını bilen mutluluğa erişir.

Hayatımın en büyük prensibi, kimseye hiçbir şekilde adaletsiz davranmamaktır.

Hayatta kazandığın iyi tecrübeleri başkasına aktarmak, hediyelerin en güzelidir.

Milletin sırrını saklamak, büyüklüğün işaretidir.

Öfkeliyken, sabırlı, güler yüzlü ve dengeli olmak dünyanın en zor işidir.

Öfkenin ilacı susmaktır. Akıllı insan yerinde konuşmasını ve susmasını bilendir.

Sokrat çok az yerdi. Filozoflardan biri ona dedi ki: “Canlılara acımayı tavsiye eden sensin; buna rağmen kendine hiç acımıyorsun” Cevap olarak “Ben yaşamak için yerim siz ise yemek için yaşarsınız.” dedi.

Yeşillikler toprağın çirkinliğini kapattığı gibi, tatlı sözler de insanın birçok kusurunu örter.

Akıllı aşık, ihtiraslı aşıktan iyidir. Çünkü İkincisi bencildir.

Allah’a en yakın olanlar en fazla kanaat edenlerdir.

Ben bilmediğimi bildiğim için diğer insanlardan akıllıyım.

Bilgisiz insan, kendi kendinin bile düşmanıdır, başkasına dost olması nasıl beklenir.

Bir şeyler değiştirmek isteyen insan, önce kendinden başlamalıdır.

Bir takım şartlara hakim olan, fırsatları değerlendirip akıllıca hareket eden, bütün davranışlarında olumlu olan, zevklerini kontrol edip olum­suzluklara boyun eğmeyen ve başarıları ile şımarmayan insanlara eğitimli derim.

Düşüncesiz bir hayat insana yakışmaz.

Düşünerek yapılan her işin sonu hayırla biter.

En yakın şey ölüm, en uzak şey ise hayallerdir.

Gerçek ilim sahibi her zaman alçak gönüllüdür.

Gerçekten yana olanlar aynı zamanda erdemli insanlardır.

Hayatta deneyim kazanan kişiler kolay hata yapmazlar.

Hiçbir iş yapmayan adam boş oturuyor demektir. Fakat kendi yetenek ve bilgisinden daha aşağı bir işte çalıştırılan kişi de onun kadar boş oturuyor demektir.

Hüküm vereni dinlerken sabırlı, konuşurken dikkatli, araştırırken açık sözlü, karar verirken tarafsız ol.

İlim ancak iyi niyetli kişilerin elinde ise yararlı olur.

İnsanlık, din düşüncesinden tamamen ayrı bir ahlak sistemi kurmaya güç yetiremedi.

Kendi kendini tanı; alemin hareket noktası insandır.

Koparılması mümkün olmayan tek bağ, anne ile evlat arasındaki bağdır.

Onurlu yaşayınca, hayat ölüme tercih edilir.

Şan ve şerefe en yakın yol, diğerlerinin sizi nasıl düşündüklerini istediğiniz gibi olmaya çalışmaktır.

Sokrat ölüme mahkum edildiğinde, eşi: “Haksız yere ölüme götürülüyorsun” diye ağlamaya başlayınca, Sokrat: Ne yani bir de haklı yere mi öldürülecektim demiştir.

Sokrat, Aristo’ya hitaben şunu söylemiştir: Allah’ın her yarattığı eser, sanat ve intizamı haykırıyor. Ey Aristo! Eğer biz sonsuz ilim sahibi bir kudretin eseri olmasaydık, belki de ağzımız besinlerin çıkış noktasına yakın olurdu.

Sokrates baldıran zehrini içerken yanında ağlayan öğrencilerine: Ben size ruhun ölmeyeceğini söylememiş miydim? Niçin ağlıyorsunuz? Ben ölmeyeceğim, bedenim ölecek, demiştir.

Sokrates’e biri sordu: “Sen herkese konuşma sanatını öğretiyorsun da kendin neden iyi bir hatip değilsin?” Sokrat: Zararı yok, bileyi taşları da kendi kendilerini kesmezler; fakat kaba demirleri keskinleştirirler.

Sokrates’e zamanın kendini bilmezlerden biri sövmüş. Talebesi, Sokratın aldırmadığını görüp sebebini sorunca, Sokrat: Bir köpek ayağınızı ısırırsa, siz de mi onun ayağını ısıracaksınız? demiştir.

Utanç verici bir zevkin tadı geçer, utancı kalır.

“Evlilik mi bekârlık mı daha iyidir” diye soranlara Sokrat: Her iki halde de pişmanlık duyarsınız demiştir.