Ziya Paşa

Ziya Paşa

Allah’a sığın şahs-ı halimin gazabından. Zîrâ yumuşak huylu atın çiftesi pektir.

Her şahs-ı harîmi Hak’a mahrem mi sanırsın. Her tac giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın.

İdrak-i maâlî bu küçük akla gerekmez. Zira bu terâzi o kadar sıkleti çekmez.

İnsana sadakat yakışır görse de ikrah / Yardımcısıdır doğruların hazreti Allah

Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir (Nasihat ile uslanmayanı tekdir etmeli -azarlamalı- , tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir -dayaktır-)

Sâdıkları tahkîr ile red kaaide oldu. Hırsızlara ikram ü inayet yeni çıktı.

Yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm. Şîrin dahi kasd etmesi câna gülerektir.

Zannetmeyin ki ben Amasya’da paşalık yaptım; Gördüğüm yetimleri babalık yaptım.

Afv ile mübeşşer midir eshâb-ı meratib;Kânun-i cezâ âcize mi hâs demektir

Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde (Kişinin aynası işidir, lâfa bakılmaz; bir kişinin aklının seviyesi yaptığı işte görünür.)

Bed-maye olan anlaşılır meclis-i meyde. İşret, güher-i âdemi temyize mihenktir.

Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez Bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan (Gökyüzünden yağmur yerine inci ve mücevher yağsa talihsiz olanın bahçesine bir damlası bile düşmez.)

Bir katre içen çeşme-i pür-hûn-i fenâdan Başın alamaz bir dahi bârân-ı belâdan (Faniliğin kan dolu çeşmesinden bir yudum içen, bir daha başını belâ yağmurlarından kurtaramaz.)

Dehri arasan binde bir âdem bulamazsın. Adem görünen harları âdem mi sanırsın.

Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşaneler gördüm. Dolaştım mülk-i islamı bütün viraneler gördüm.

En ummadığın keşf eder esrar-ı derunun / Sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın

Erbab-ı kemali çekemez nakıs olanlar / Rencide olur dide-i huffaş ziyadan.

Hak söyleyen evvel dahi menfûr idi gerçi. Hainlere ammâ ki riâyet yeni çıktı

İç bade güzel sev var ise akl u şuurun Dünya var imiş ya ki yoğ olmuş ne umurun (Aklın ve bilincin varsa şarap iç, güzel sev; dünya varmış, yokmuş umrunda olmasın.)

İkbâl için ahbabı siayet yeni çıktı Bilmez idik evvel bu dirayet yeni çıktı (Yüksek mevkilere erişebilmek için dostlarını çekiştirmek yeni çıktı; önceden bilmezdik, bu türden hüner ve beceri yeni çıktı.)

İncinmemek istersen eğer mülk-i fenada / Bir kimseyi incitmemeğe hasr-ı meram et

İslâm imiş devlete pâ-bend-i terakki; Evvel yoğ idi işbu rivâyet yeni çıktı.

İster isen anlamak cihânı, öğrenmeli Avrupa lisânı. Bilmek gerek ordaki fünunu. Terk eyle taassub u cünûnu.

Kalkın ey Fellah-ı Vatan dediler, kalktık; Herkes oturdu biz ayakta kaldık Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma Zer-dûz palan vursan eşek yine eşektir (Kötü asıllı -soysuz¬- birine üniforma soyluluk mu verir; eşeğe altın işlemeli semer vursan yine eşektir. )

Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efrâz. Birkaç kuruşu mürtekibin câyi kürektir.

Pek rengine aldanma felek eski felektir. Zîrâ feleğin meşreb-i nâ-sâzı dönektir.

Sadık görünür kısvede erbab-i hiyanet. Murşîd sanılır vehlede eshab-i delalet.

Sirkat çoğalıp lâfz-ı sadakat modalandı. Nâmus tamâm oldu hamiyyet yeni çıktı.

Vefasızın meclisinde bade içilmez.